Finansal davranışı en çok iş kaybı etkiliyor

'Haberler' forumunda KobiAjanda tarafından 24 Aralık 2016 tarihinde açılan konu

  1. KobiAjanda

    KobiAjanda Kobi Sektörel Site Yetkilisi

    Finansal davranışı en çok iş kaybı etkiliyor HSBC Grubu’nun, 12 ülkeden 12 bin kişiyle gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarına göre; işten kovulmak finansal istikrarı en olumsuz etkileyen olay olarak görülüyor.

    Ekonomi alanında, politikada, güvenlik konularında sıkıntılar yaşanan 2016’da bu gelişmeler tüketici alışkanlıklarını da olumsuz etkiledi. Son olarak Beşiktaş’taki bombalı saldırıların ardından tüketici güven endeksi, aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 8 azaldı. Bununla birlikte tüketici güven endeksleri ile gerçek tüketim arasındaki korelasyon son zamanlarda sıkça tartışılıyor. Bazı ekonomistler, kurdaki yükseliş ya da ülke genelini etkileyen travmatik olaylar gibi gelişmelerin tüketici güven endeksini aşağı çektiğini ancak tüketim davranışlarını bu olaylar ve algıdan ziyade bireysel finansal durumun belirlediği belirtiliyor.

    343009.jpg

    Finansal davranışı en çok iş kaybı etkiliyor

    HSBC Grubu’nun “Güvencenin Konforu: Yaşamı Değiştiren Deneyimler” raporu da bireylerin finansal istikrarını olumsuz etkileyen gelişmelere ve bu gelişmelerin üstesinden gelmek için atılan adımlara dair önemli bulgular içeriyor. 12 ülkeden 12 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre; işten kovulmak finansal istikrarı en olumsuz etkileyen (%85) olay olarak belirtiliyor.

    Daha az harcama daha çok birikim Yaşamı ve finansal davranışları değiştiren büyük olayları inceleyen HSBC’nin araştırması, bireylerin bu olaylar sonucu oluşan finansal güçlüklerin üstesinden gelmek için attıkları adımları ortaya koyuyor. Buna göre tüketiciler harcamalarını azalttığı gibi var olan gelirini de daha fazla tasarrufa yöneltme eğilimi gösteriyor. Bankanın araştırmasında ankete katılanların yüzde 42’si daha çok tasarruf ettiğini, yüzde 26’sı yeni bir tasarruf hesabı açtığını belirtmiş. Yani zorluk yaşandığında tüketici yeni bir harcama ve tasarruf politikası belirliyor. Genellikle de daha çok tasarruf yapması gerektiğini düşünüyor.

    Tasarrufta geç gelen pişmanlık

    Araştırmaya katılanların yarısından fazlası (%54) geçmişte yaşadıkları olaylar karşısında aldıkları önlemleri göz önünde bulundurduğunda birikim yapmaya daha erken bir zamanda başlamış olmayı diliyor. Katılımcıların yüzde 37’si harcamalarında kesintiye gitmiş olmayı dilerken, yüzde 34’ü ise harcamalarını önceliklerine göre yeniden sıralamış olmayı diliyor. Türkiye'de tasarruf oranı yıllar boyunca gerileyerek, 2015 itibariyle yüzde 15’e inmişti. Ancak TÜİK’in yaptığı güncelleme ile tasarruf oranımız yüzde 24 olarak belirlendi. Başka bir deyişle Türkiye düşük tasarruf bir ülkeden orta tasarrufl u bir ülke kategorisine yükseldi. Yeni tasarruf oranlarına göre Türk tüketicinin bu konuda ne düşündüğü, tasarrufta bir pişmanlığı olup olmadığı araştırmaya muhtaç.

    HSBC’den zor günler için 4 öneri

    HSBC Grubu’nun “Güvencenin Konforu: Yaşamı Değiştiren Deneyimler” raporunda geleceğe daha iyi hazırlanmak için atılması gereken adımlar 4 başlık altında özetleniyor. Buna göre; yaşamı değiştirecek olaylara yönelik plan yapılması ve öngörülemez gelişmelerin finansal etkilerini bu planda hesaba katmak büyük önem arz ediyor. Bunun yanı sıra finansal planın; harcama, birikim ve finansman dağılımının yanı sıra hem bireylerin hem de çocuklarının gelecek güvencesini içermesinin önemine dikkat çekiliyor.

    Merkez Bankası ekonomistleri iş güvencesine dikkat çekmişti

    HSBC araştırmasına göre işten atılma tüketiciler açısından en büyük risk olarak öne çıkarken, Merkez Bankası ekonomistleri de bu kalemden kaynaklanacak aşağı yönlü baskının azaltılması için daha fazla iş güvencesi verilmesini önermişti. MB araştırmasına göre iş güvencesindeki azalma konut talebini de azaltıyor. İşten atılma tehlikesi yaşayan bir çalışan da konut satın alma gibi büyük bir karar veremiyor. Ekonomistler daha fazla iş güvencesinin kredi talebi üzerindeki olumlu etkisi göz önüne alındığında büyümeyi artıracak talep odaklı bir politikanın parçası olarak düşünülebileceğini belirtiyor. Mehmet FİLOĞLU
     

Bu Sayfayı Paylaş